

BU İLAÇLAR GERÇEKTEN KALICI BİR ÇÖZÜM MÜ?
Son yıllarda kilo verme yöntemleri arasında en çok konuşulan konuların başında zayıflama iğneleri geliyor. Kimi bu tedaviler sayesinde önemli ölçüde kilo verirken, kimi ise “Bu ilaçlar gerçekten kalıcı bir çözüm mü?” sorusunun yanıtını arıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal önemli bir noktaya dikkat çekiyor ve “Asıl önemli olan ise tartıdaki rakamdan çok, verilen kilonun nasıl verildiği ve bu sürecin uzun vadede sağlığı nasıl etkilediğidir. Kilo vermek tek başına uzun ve sağlıklı bir yaşam anlamına gelmiyor. Asıl hedef, metabolik sağlığı koruyarak sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları kazanmak olmalı” diyor.
YEMEK GÜRÜLTÜSÜNÜ BASTIRIYOR!
Obezite uzun yıllar boyunca yalnızca fazla yemek yemek ya da irade eksikliğiyle açıklanmaya çalışıldı. Oysa obezite; hormonlardan genetik yatkınlığa, bağırsak-beyin iletişiminden metabolizmaya kadar birçok mekanizmanın birlikte rol oynadığı kronik ve karmaşık bir hastalık. Son yıllarda tüm dünyada büyük ilgi gören GLP-1 reseptör agonistleri yani zayıflama iğneleri de bu bakış açısını değiştiren önemli gelişmeler arasında. Bu ilaçların sadece iştahı azaltmaya yardımcı olmadığını, ayrıca kişinin gün boyu zihnini meşgul eden, sürekli ne yiyeceğini düşündüren ve bilim dünyasında “yemek gürültüsü” (food noise) olarak tanımlanan içsel dürtüyü de baskılayabildiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “GLP-1 ilaçları kilo verme sürecinde önemli bir destek sağlayabilir. Ancak bu ilaçlar yağları yakan bir mucize değil; doğru beslenme, düzenli hareket ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları oluşturabilmek için biyolojik bir fırsat sunuyor. Longevity yaklaşımında hedef yalnızca kilo vermek değil, metabolik sağlığı ve kas kütlesini koruyarak uzun yıllar sağlıklı yaşayabilmektir” diyor.

İLAÇ DEĞİL, YAŞAM TARZI KALICI SONUCU BELİRLİYOR
New England Journal of Medicine’da yayımlanan bir çalışmada semaglutid kullanan bireylerin ortalama vücut ağırlıklarının yaklaşık %15’ini kaybedebildiğini gösterdiğini söyleyen Beslenme ve Diyet Belinda İrem Ardal, bu başarının yalnızca ilaca bağlanmaması gerektiğinin altını çiziyor. Çalışmaya katılan tüm bireylerin aynı zamanda yoğun beslenme ve egzersiz danışmanlığı aldığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “Yani elde edilen sonuçlar yalnızca ilacın değil, yaşam tarzı değişikliğinin de başarısını yansıtıyor” ifadelerini kullanıyor.
ASIL BAŞARI ZAYIFLAMA İĞNESİNDEN SONRA ORTAYA ÇIKIYOR
İlacın bırakılmasının ardından kaybedilen kilonun korunmasının tamamen yaşam alışkanlıklarına bağlı olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “Yapılan çalışmalar beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıklarını kalıcı hale getiremeyen bireylerin, verdikleri kilonun önemli bir kısmını bir yıl içinde geri alabildiğini gösteriyor. Bu nedenle GLP-1 tedavisini tek başına bir çözüm olarak görmek doğru değil. Asıl hedef, ilacın sağladığı biyolojik avantajı kalıcı yaşam tarzı değişiklikleriyle destekleyebilmek olmalı” ifadelerini kullanıyor.
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
kaynak olarak ekleyin

KAS KAYBI KİLO KAYBINDAN DAHA BÜYÜK RİSK!
Sadece zayıflama iğnelerine güvenerek kilo kaybetmek önemli riskleri beraberinde getirebiliyor. Bu risklerden en önemlisi hızlı kilo kaybı ile birlikte kas dokusunun da kaybedilmesi. Asıl hedefin kilo verirken kas kütlesini korumak, metabolik sağlığı güçlendirmek ve hücresel yaşlanmayı yavaşlatacak yaşam alışkanlıklarını kalıcı hale getirmek olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “Direnç egzersizleri ve yeterli protein alımıyla desteklenmeyen kilo kaybı, metabolizma hızının yavaşlamasına, vücut kompozisyonunun bozulmasına ve ilacın bırakılmasının ardından kiloların daha hızlı geri alınmasına neden olabilir. Oysa longevity yaklaşımında kas dokusu metabolik sağlığın en önemli belirleyicilerinden biri. Kas kaybı biyolojik yaşlanmayı da hızlandırabilir” uyarısında bulunuyor.

DOĞAL YOLLARLA GLP-1’İ DESTEKLEMEK MÜMKÜN MÜ?
GLP-1 hormonunun her öğünden sonra vücudumuz tarafından doğal olarak da salgılandığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Belinda İrem Ardal, “GLP-1’i artıran tek bir mucize besin ya da sihirli bir yöntem yok. Asıl önemli olan, vücudun bu hormonu doğal olarak üretebileceği metabolik ortamı oluşturabilmek. Longevity yaklaşımında hedef de tam olarak bu; vücudun biyolojisini destekleyerek sürdürülebilir bir metabolik denge kurmak” diyor ve doğal GLP-1 üretimini destekleyen iki temel başlığı şöyle sıralıyor:
1-Sofranızı hormonlarınız için hazırlayın: Zeytinyağı, avokado ve tahin gibi sağlıklı yağlar; yumurta, yoğurt, balık ve kaliteli protein kaynakları ile liften zengin, özellikle prebiyotik özellik taşıyan soğan, pırasa ve hindiba gibi sebzeler GLP-1 salınımını destekleyebiliyor. Ayrıca öğünlerde lif, protein ve sağlıklı yağları karbonhidrattan önce tüketmek hem tokluk hormonlarının daha etkili çalışmasına hem de kan şekeri kontrolünün iyileşmesine katkı sağlayabiliyor.
2-GLP-1 sadece mutfakta desteklenmiyor: Kısa yürüyüşler, kaliteli uyku, etkili stres yönetimi ve gece boyunca sindirim sistemine dinlenme fırsatı veren düzenli beslenme aralıkları da bağırsak-hormon dengesini olumlu yönde etkiliyor.
KİLO ALMADA DUYGUSAL NEDENLERİ DE ÖNEMSEYİN
Obezitenin sadece yediğimizle değil, neden ve nasıl yediğimizle de bağlantılı olduğuna dikkat çeken Belinda İrem Ardal, “GLP-1 ilaçları tokluk hissini artırabilir ancak yeme davranışının altında yatan duygusal nedenleri ortadan kaldırmaz. Kalıcı başarı, yaşam tarzının bütüncül olarak değişmesiyle mümkündür” diyor.

